TARİHÇE

DEFTERDARLIĞIN TARİHÇESİ

 

    Osmanlı Devletinin mali teşkilatı, esas itibariyle Orhan Gazi zamanında kurulmaya başlanmıştır.

 

    I.Murat zamanında(1362–1389) devletin merkez ve eyalet teşkilatları tamamlanmış, Çandarlı Kara Halil Hayrettin Paşa tarafından Devlet Hazinesi ve Mali Teşkilat kurulmuştur.Mali idare esas itibariyle Hazine adı verilen kuruluşlar üzerine oturtulmuş, III.Selim zamanına kadar hazine, İç Hazine (Enderun Hazinesi, Hazine-i Hassa) ve Dış Hazine (Hazine-i Amire, Birun, Miri Hazine) denilen hazinelerden oluşmuştur.

 

    Dış Hazinenin yönetimi ve sorumluluğu Başdefterdara verilmiştir.Başdefterdarlığa bağlı merkez ve taşra birimleri (kalemler) kurulmuş, kurulan bu maliyenin hepsine birden “Bab-ı Defteri”, “Defterdar Kapısı” denilmiştir.Osmanlılarda XV. asrın son yarısına kadar merkezde bir Başdefterdar ile sancaklarda mali işlerden sorumlu Başdefterdara bağlı Mal Defterdarları vardı. Osmanlı devletinde ilk Defterdarın I.Murat’ın son senelerinde veya Yıldırım Bayezıt zamanında tayin edildiği tahmin edilmektedir.

 

    Defterdarların sorumlulukları ve görev alanları ile ilgili ilk hukuki düzenlemeler Fatih Sultan Mehmed döneminde düzenlenen Fatih Kanunnameleriyle yapılmış, Defterdarlığa mali alanda geniş yetkiler verilmiştir.Defterdarların hak ve sorumlulukları ayrıntılı olarak belirlenmiş, Başdefterdarlığa mal defterdarlığından gelindiği, Rumeli Beylerbeyi derecesinde olup bayram törenlerinde padişahın ona da ayağa kalktığı belirtilmiştir.Devlet hazinesinin açılıp kapanması Başdefterdarın bulunmasıyla yapılmış, Başdefterdar Divan-ı Hümayun üyesi olmuştur.

 

    Kanunname-i Âl-i Osman’ ın (Osmanlı Teşkilat Kanunu) 19 uncu maddesinde; “Ve Başdefterdar cümle malımın nâzırı olub, Umûr-ı alem ona müfevvazdır.Ânın izni olmadan bir akçe ne dahil ve ne hâric –i hazine ola…..”hükmüyle Başdefterdarın bütün Defterdarların sorumlusu olduğu, hazine ile ilgili işlerin yönetiminin Başdefterdara verildiği, onun emri olmadan hazineye bir akçenin dahi ne girebileceği, ne de çıkarılabileceği açıkça belirtilmiştir.

 

    II. Bayezit devrinde Defterdarların sayısı; Rumeli Defterdârı ve Anadolu Defterdârı olmak üzere ikiye çıkarılmıştır.Yavuz Sultan Selim’in Doğu Anadolu ve Suriyeyi almasını takiben oraların mali işlerine bakmak üzere Halep’te Arap ve Acem Defterdarlığı adıyla üçüncü bir defterdarlık kurulmuştur.

 

    XVI. yüzyıl sonlarında Tuna Boyu ülkelerindeki geniş ilhak dolayısıyla Tuna Yalılar Defterdarlığı diye bir dördüncüsünün daha kurulmasına gerek görülmüştür. Bu sonuncusu, XVII. yüzyılda lağvedilmiş ve mâlî teşkîlâtın idâresi şu şekilde düzenlenmiştir: Rumeli Defterdârı yerine Şıkk-ı Evvel, Anadolu Defterdârı yerine Şıkk-ı Sânî, Arap ve Acem Defterdârı yerine Şıkk-ı Sâlis.Rumeli Defterdârı Başdefterdar olarak dîvâna giriyordu ve Mâliye teşkîlâtının başı idi. Bu üçlü sistem III. Selim devrine kadar devam etmiştir.

 

    1793 yılında İrad-ı Cedid Hazinesinin kurulmasıyla birlikte Osmanlı Devletinde mali idarede tek hazine ve tek Defterdar düzeni sona ermiş ve 1840’ a kadar sürecek olan Çok Hazine ve Defterdarlık dönemine geçilmiştir. 1800 Yılında İstanbul un ihtiyacını karşılamak için Zahire Hazinesi ve Defterdarlığı, 1805 yılında tersane ve donanmanın giderleri için Tersane-i Amire Hazinesi ve Defterdarlığı, 1834 yılında Asakir-i Mansure Hazinesi ve Defterdarlığı kurulmuştur.

 

    II. Mahmut döneminde devlet memurları reformları yapılmakta iken devletin en yuksek maliye gorevlisi olarak "Başdefterdar" ünvanı ortadan kaldırılmıştır. 28 Şubat 1838 tarihli bir ferman ile Hazîne-i Âmire ve Mansûre Hazînesi birleştirilip Maliye Nazırlığı kuruldu ve bu nazırlıkta en yüksek maliye görevlisi "Maliye Nazırı" olarak isimlendirilmiştir.İlk Maliye Nazırı Abdurrahman Nafiz Bey olmuştur.

 

    1841 Yılında Maliye Nezaretini temsilen mahalli Mülki Amire bağlı Defterdar ve Malmüdürü görevlendirilmesi uygulamasına geçilmiş, 1864 Yılında Vilayetler nizamnamesi ile Vilayetlere Defterdar, Sancaklara Muhasebeci, Kazalara Malmüdürü atanmıştır.Maliye Nazırı tarafından yürütülen teşkilat, çeşitli değişikliklere uğrayarak 1879 yılının sonuna kadar devam etmiştir. 1876 tarihli Kanuni Esasi nin 40 ncı maddesi gereğince; Maliye Nezaretinin Teşkilatı ile Vazifeleri Hakkında Nizamnamesi doğrultusunda Maliye Nezareti, 1880 yılında yeniden teşkilatlanmıştır.1920 Yılında TBMM’nin ilk hükümetinde Maliye, Gümrükler ve Tapu ile görevli Maliye Vekâleti kurulmuştur.

 

    Cumhuriyet sonrası çıkarılan 18 Mayıs 1929 tarih ve 1452 sayılı Kanunun ikinci maddesinde yer alan “Devlet devairi teşkilatına ait yeni kanun yapılıncaya kadar bu cetvel teşkilat kanununu hükmündedir” ifadesi gereğince Maliye Vekaleti, merkez memurları ve vilayet memurları olarak iki ana bölüme ayrılmış ve taşra örgütü; Defterdarlar, Muhasebe Müdürleri, Merkez Malmüdürleri, Kaza Malmüdürleri, Tahsil Heyeti, Varidat Müdürleri, Tuz İnhisar İdareleri, İstanbul Av Vergileri Müdürlüğü, Vilayet Av Vergileri Memurlukları, Pul Tetkik Memurları şeklinde teşkilatlanmıştır.

 

    Daha sonra çıkarılan, 29.5.1936 tarih ve 2996 sayılı, Maliye Vekaleti Teşkilat ve Vazifelerine Dair Kanun ile örgüt yapısı değiştirilmiş, merkez ve taşra teşkilatının görevleri açık bir şekilde belirtilmiştir.2996 sayılı Kanunla kurulan Maliye Vekaletinin adı, 29.5.1946 tarih ve 4910 sayılı Kanunla “Maliye Bakanlığı” olarak değiştirilmiş, teşkilat yapısı ise 10.8.1942 tarih ve 4286 sayılı Kanun ile 29.5.1946 tarih ve 4910 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve 13.12.1983 tarih ve 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan düzenlemeye kadar değişikliğe uğramamıştır.

 

    Bu kararnameye göre; Bakanlık taşra teşkilatı, Defterdarlıklardan oluşur.Defterdarlık birimleri, Defterdarın yönetimi altında Gelir, Muhasebat, Milli Emlak ve Muhakemat birimleri ile Personel Müdürlüğünden oluşur. Büyükşehir belediye sınırları içinde ayrıca ilçe teşkilatı il merkezlerindeki İlçe Malmüdürlükleri dışındaki birimler doğrudan doğruya Defterdarlığa bağlıdır.

 

    Halen yürürlükte olan 178 sayılı K.H.K. ye göre Defterdar, bulunduğu ilde Maliye Bakanlığının en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri olup, işlemlerin kanun hükümlerine göre yürütülmesi, denetlenmesi, merkez ve taşradan sorulan soruların cevaplandırılması, kanuna aykırı hareketi görülenler hakkında takibatta bulunulması, atamaları ile ait merkez ve bağlı ilçeler maliye memurlarının sicillerinin tutturulması ile görevli ve sorumludur.